Requiem for the Lost One
Posted by Antoine | Posted in | Posted on 10/11/2010 01:33:00 AM
Arkadaşlık dediğin şey çok hassas gerçekten. Bir günde, hatta 24 saate dahi gerek yok, bir gecede, belki de bir kaç saatte yıkabilirsin koskoca yılları. Çok fazladırlar, yaşanmışlıklar barındırırlar ama onlar masum ve zavallıdır, seninse elinde hepsini yok etmeye yetecek kadar güçlü bir bomba vardır, fark etmeden pimi çekiverirsin; kendinden de bi miktar yok edersin istemeden. Belki sağ kalan tek tük çıkar içlerinden ama bir işe yaramaz, öldürmeye çalışmışsındır onları bir kere. Bir katil olarak yaşamaya başlarsın, en değerli varlıklarını yok eden bir cani... Katil olduğunu bile bile katil değilmişsin gibi yapmaya kalkarsın ama işe yaramaz çünkü gerçekten de katilsindir artık. Kabullenmeyi denersin ama ne kaybettiğinin yeni yeni farkına varmaktasındır daha, o ana kadar acısını tam hissedememişsindir çünkü uyuşmuşsundur ama o noktadan itibaren dayanılmaz bir ağırlık çöker üstüne, nefes bile alamazsın, pişman olursun ama ölüyü diriltemezsin hiç bir zaman. Elinde kalanların iyileşmesini ve tekrar çoğalmasını ummaktan başka bir şey yapamazsın.
Yani sadece bekleyebilirsin aslında, ne kadar beklemen gerektiğini bilmeden, belki de sonsuza dek beklersin...
Bu yazı da bunu muhtemelen okumıcak birine atfedilmiş olsun.
Ha bi de: Ben bir salağım. nokta.
Yani sadece bekleyebilirsin aslında, ne kadar beklemen gerektiğini bilmeden, belki de sonsuza dek beklersin...
Bu yazı da bunu muhtemelen okumıcak birine atfedilmiş olsun.
Ha bi de: Ben bir salağım. nokta.
