İstanbul...

Posted by Antoine | Posted in | Posted on 6/26/2009 12:14:00 AM

İstanbul'daydım ben, bu akşamüstü geldim. Placebo konserine gittim de, ehehe. Dedim konsere gidicem hazır kendime minicik bi İstanbul tatili verebilirim, bu düşünce neticesinde 22 haziran pazartesi gidip 25 haziran perşembe -bugün- itibariyle dönmüş oldum.

Güzel bi geziydi ilk gün sabahın köründe kalktım, uçağa bindim indim pek kalabalık ve pek güzide şehir İstanbul'a tabii erkenden gelince otele vardığımda saat 9 civarı bişidi haklı olarak 12-1 arası gel dediler. Ben de hemen benle aynı tarihlerde orada bulunma talihsizliğine uğramış güzide arkadaş Özge'yi aradım "kalk hadi gel kahvaltı etçez" diyerek -ben taksim'deyim bu arada "kalk gel" dediğim yer de sahra-i cedit- paşa paşa kalkıp geldi sağolsun. Gerçi bir önceki gece 10 gibi buluşmak üzere sözleşmiştik ama 10u çeyrek geçe aradığımda yeni uyanmıştı kendisi, neyse...

Ortaköy'de kahvaltı yapma kararı verildi bir İstanbul klasiği olduğu üzere lakin ne klasik ne de akıl karı olmayan bir şekilde Ortaköy'e yürüyerek gitme kararı de verildi; vurduk Gümüşsuyu'ndan sahile indik Dolmabahçe, Çırağan, Galatasaray allah ne verdiyse yürüdük de yürüdük sahilden 11-11 buçuk civarı dilimiz dışarda Ortaköy'e zor da olsa ulaşmış bulunuyorduk. Neyse Boğaz'a nazır kahvaltımızı ettik yarım gibi de -bu sefer taksiyle- Taksim'e, otelime döndük. Neyse giriş işlemlerimi yaptım falan, odaya çıktık çantamı bırakmak için ancak odaya girdiğimizin 1. dakikasının sonunda otelin öngöremediğim yüzüyle tanıştım; şöyle ki, telefon çaldı, ben otelimize hoşgeldiniz mesajı bekleyerek kaldırdım ahizeyi ve:

- Alp Bey, lobiden arıyorum
- Buyrun?
- Eee, yanınızdaki bayan inmiyor mu? 5 dakikadan uzun izin veremiyoruz
- ... geliyoruz...

Tabi bu noktada Özge'yle naptığımızı sanıyolar diye sorgulamadık değil. Tövbe tövbe... Keşke ters veya dalga geçen bi cevap verseydim, neyse artık.
Otelden çıkınca ben "bilen" Özge "bilmeyen" konumunda olduğu için kendi çapımda İstiklal'i gösterdim kendisine kafamıza göre kafelerde oturduk, gezdik tozduk, en son akşam yemeğini de Tünel'de bi yerde yedikten sonra ayrıldık.

Ertesi gün -sözde konser günü- İzmir'den iki arkadaş daha geldi Özgelerde -kuzenlerinde yani- kalmak üzere. Neyse onlar sabah erken varmıştı ondan ben Kadıköy'e geçtim bu sefer, (sahra-i ceditteki eve ulaşmam 2 saat 15 dakika aldı bu arada) orda onlar da hazırlanınca çıktık evden 15.15'te (evet böyle fantastik bi saatte çıktık) geçtik karşıya (bu sefer 1 saat falan sürdü tek otobüs) yeni gelenlere minik bir İstiklal turunun ardından Beşiktaş'a geçtik özge'nin kuzenleriyle buluşmak ve dentur'un kuruçeşmeye kalkan feribotlarına binmek için ve fakat iskele'ye biletix tarafından mal mal asılmış A4lerden öğrendik ki konser ertesi güne ertelenmiş. Sinir olup ilk bulduğumuz yere oturduk tabi bişiler içmek için.

Neyse sohbet, içki falan filan yeni gelenler yorgun diyerek biz ve özge'nin kuzenleri kalktık tam gidiyorduk ki oturmaya devam eden gruptan haber geldi Steve oradaymış diye. Ben bunu duyar duymaz ışınlandım tabi sahile azıcık bi arandıktan sonra kendisini gördüm dibimden yürüyüp bi çıkıntıya oturdu. Ben kaldım o an öyle sonra arkadan özge geldi o Hiii diye girince aklıma geldi konuşmam gerektiği ben de selam verdim. Çok sevimliydi kendisi zaten, hello dedikten sonra hemen biz de çok kızdık ve üzüldük ertelenme yüzünden dedi. Ben de bunun üzerine peki kendinizi affetirmek için ne yapacaksınız diye sordum yüzsüzce o da elimizden gelenin en en en iyisi şekilde çalıcaz çok eğlenicez yarın tadında şeyler dedi. Belki 1-2 ekstra şarkı söylersiniz? yaptım, olabilir bakarız dedi -ama olmadı- sonra ben biraz yaltaklandım sanırım hatırlamıyorum ne dediğimi baktım gruptan fotoğraf istesene fotooo fotoo diye sesler geliyo bi kendime gelip fotoğraf çekilebilir miyiz dedim. Gülümseyerek tabi dedi ve beni bitiren hareketi yaptı; kalktı oturduğu yerden, yanıma geldi önce duruyoduk yan yana sonra kolunu attı omzuma ve sıktı, öyle fotoğraf çekildik. Sonra o gitti biz kaldık ama beni kesmedi tabi o uzaklaşınca takip ettim nereye gidebilir diye, bi baktım gidiceği yer yok çünkü yolun sonu deniz yani 50 metre ötede bir yerlerde oturuyor kesin, hemen geri dönüp bu değerli bi bilgiyi paylaşıp brian ve stephan'ın da orda olabileceğini hatırlattım -değillerdi ama olsun- bir kere daha gittik oraya ve oturduğu masasında tespit edildi Steve. Hemen bir garsondan kalem temin edildi, biletler sözcü olarak seçilen bendenizde toplandı ve ben yine bu sefer terslenir miyim acaba diye düşünerek yaklaştım masaya ama terslenmediğim gibi steve beni görünce yine sırıtarak hello again dedi. Ben de yüzsüzce imza istedim o da imzaladı. -tabii ben kibar bi insan olarak rahatsız ediyoruz diye bi kaç yüz kere özür diledim- O gece de öyle bitti.

Ertesi gün önce Ecemle sonra sırasıyla Pınar ve Egeyle buluştum. Kahvaltı ettikten sonra bi kafeye gidip oturduk, sonra ordan kalktık önce mado'ya oradan da özsüt'e geçtik -mado'dan hiç bi şey söylemeden kalktık bi dahaki istanbula gidişime kadar unuturlar beni umarım xD- Biraz daha sürttükten sonra ege ve pınarla vedalaşıp ecemle bi taksiye atlayıp kuruçeşmeye gittik. Orda özgelerle buluştuk falan, konser başladı.

Kişisel kanaatimce konser gayet coşturucu ve güzeldi biraz kısaydı sadece ama bu eğlenmediğim anlamına gelmiyor zaten Julien'dan sonra sesi kısıldı. Special K ve Taste in Men'de kalabalık baya baya coşmuştu. Brian çok edepli durdu sahnede, zaten yaşlanmış gördüm kendisini bi miktar, stephan gay dance yapmadı ama gitarıyla bi sevişmediği kaldı, steve ise kimilerine göre konserin yıldızıydı hiç yerinde durmadı koptu da koptu çok iyiydi. Neyse, konserden sonra bişey yapmadan dağıldık.
Son günüm olan bugün de pek fazla bir şey yapamadık özgeler taksime geldi, bir gün önce ecemden öğrendiğim kafeye gittik bi kahvaltı ettik sonra da ben havaşa binip havaalanına geçtim, ordan da izmire döndüm.

Netice itibariyle eğlenceli bi 3 gündü, ha, daha eğlenceli olabilir miydi? olabilirdi ama bi dahakine artık...

Comments (2)

Ahaha otel olayına koptum yalnız, sizi gidi sizi afuashd
Steve konusunda da 'ay ne güzel ne güzel' diyemeden edemeyeceğim tabii, darısı başıma :D a.k.a. ben de istiyom hıh imrendim

Fazla geç bir yorum oldu ama ancak okudum yazıyı. Süper geçmiş yaa... İstanbul'u özledim. Kötü ayrılmıştım gezide. :D