[no title 10]

Posted by Antoine | Posted in | Posted on 4/18/2009 12:13:00 AM

ben geldim. bu sefer biraz dış etkenlerle geldim gerçi ama yine de burdayım.
yazacak pek bir şeyim yok aslında. anlatabileceğimi ve hatta fazlasını anlattım sanırım, hem artık kendime fenalık geldi kendi hapishanemi tarif etmekten... ama sanırım hayatım o hapishane olduğu için başka bir şey hakkında etraflıca düşünüp yazıp çizemiyorum, eskiden hiç olmazsa zihnen bir miktar özgür olduğumu zannederdim ama aslında o da yok. gerçi dilencilerin seçme hakkı yoktur, ben de hayatta özgürlüğümü dilenmekten başka bir şey yapmıyorum zaten, o yüzden zihnim bu kadar özgür düşünebiliyorsa bu kadardır. sınırın ötesine istesem de çıkamam. ironik bir şekilde içten içe daha fazlasını istemiyor da olabilirim; bu kadarcık düşünce beni bu kadar hırpalıyorsa daha yüksek seviyede bir düşünme hali muhtemelen öldürürdü... aslında bu bile başka bir sınır, kendi bilincim ve/veya bilinçaltımın koyduğu bir sınır... zaten artık özgürlük talebim de giderek zayıflıyor. her geçen gün benim tanımladığım "özgürlüğün" olmadığına daha çok inanıyorum, böyle olunca da kendimi olmayan bir şeyi bekleyen bir salak gibi görüyorum haliyle, noel babayı bekleyen çocuk gibi... tek fark ben noel babanın olmadığını sezmeye başladım; hala emin değilim gerçi, sonu Noel Baba gibi olmayabilir, yani ufak da olsa hala bir ümidim var bu özgürlük için. bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi henüz söyleyemiyorum çünkü olup olmadığını bile bilmiyorum eğer yoksa zaten koca bir hiç için kendimi telef etmiş olacağım ki bu nahoş sonuç maalesef en muhtemel son aynı zamanda... Olsun, hala bir ihtimal var...

Kendi içimi kararttım yine... O zaman;

Nefes al, nefes ver...

Comments (1)

Nefes al, nefes veri gördükçe aklıma o sarışın fıkrası geliyor. :D Yazıyla çok alakalı bir yorum oldu ama kader... :D