[no title 8]

Posted by Antoine | Posted in | Posted on 1/30/2009 02:12:00 AM

Ben geldim. (evet, kasmıyorum artık alternatif cümleler için)
Aslında aklımda yazacak pek bir şey yok, yazmaya değer şeyler var mı hayatımda? belki... Ama benim derdim onları yazmak değil aslında onları yaşadıktan bir süre sonra unutuyorum, gerçi unutmak burada tam olarak doğru sözcük değil zira onları unutmuyorum, birisi sorsa ne yaptın diye bunları sayamam ama şu olmuştu dendiğinde gayet net hatırlayabilirim veya olanlar üzerinden yola çıkarak konuşabilirim -evet, böylece size çalışan ortalama bir beynim olduğunu kısacası embesil olmadığımı açıklamış oldum, ne güzel dimi? devam edelim...- yani demek istediğim onlar zihnimden çıkmıyor; sadece beynim veya böyle şeyleri hangi kontrol merkezi yönetiyorsa orası -bilinçaltı belki?- bunları anlatılmaya değer bulmuyor demek ki...

Neyse bu açıklamamsı şeyi yapmamda hiç bir amaç yoktu, aklıma geldi yazdım, normalde de öyle yapıyorum aslında ama yine de bir miktar dikkat ederim yazdıklarımın en azından belli bir mantık ve kısmen konu bütünlüğünde olmasına bu sefer o da umrumda değil katıksız doğaçlama. Deneysel bir yazı olarak da addedebilirsiniz bunu yani. Gerçi benden çıkacak deneysel şey muhtemelen kayda değer olmayacaktır, ne bekliyorsunuz ki zaten? Önde gelen bir edebiyatçı falan değilim ben, öylesine yazıyorum işte. Bak bu cümleyi yazınca fark ettim sanki kompleksli biriymişim gibi durmuş. Halbuki yok öyle bir şey, en azından ben var olduğuna inanmıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bilemem tabii... Beni çok ilgilendirir mi peki ne düşündüğünüz? Belki, biraz ama değişmeye çalışmaya itecek kadar çok değil... Ne diyordum ben yazacaktım ama sonra fark ettim ne dediğimin umrumda olmadığını ironik bir şekilde de tam da ne yazdığımın umrunda olmadığımdan bahsettiğimi hatırladım, kelimelere dökünce karmaşık gibi durdu ama çok basit aslında, neyse okuyan anladı zaten son derece öznel olan bu cümleyi yazmama gerek bile yoktu.

O kadar çok daldan dala atladım ki kendi kafam karıştı, ne yazacağımı bilmeden yazmanın da etkisi var bunda, aslında şu anda kendime bakıyorum da çok garip bi his, aklıma geleni anında otomatik olarak klavyeye döküyorum, zihinden konuşurken ellerinizin otomatik olarak ne düşündüğünüzü yazması garip bi his, belki de hep böyle oluyordur da dikkat edip inceleyince yadırgadım böyle...

Konusu olmayan amaçsız üç paragraf falan olmuş şimdiden -sayıyı teyid etmek için kaç paragraf yazdığıma bakmam gerekti, az da olsa baltaladı sanki bu doğaçlama olayını, olsun bunu yazınca yine aklımdan geçeni yazma mevzuna dönmüş oldum- bir daha yapmayacağım sanırım böyle bir şey muhtemelen bu yazı bugüne dek yazdıklarım içinde en sıkıcı ve manasız olanı, okuyana bir şey ifade edeceğinden şüpheliyim, diğerleri neler ifade ediyordu bilmiyorum ama sanırım insanlar üç beş bir şey çıkarmış ki okumaya devam ediyorlar. Aslında eğlenceli diye düşündüm bir an sonra hemen arkasından hiç de eğlenceli olmadığını fark ettim hatta sandığımdan daha zor, aslında sandığımdan demek istememiştim çünkü bir ön hazırlıkla başlamadım bu yazıya ama olsun silmek yok bu sefer ne yazıldıysa öyle kalacak -imla hataları hariç- mesela, demin de şu imla hataları hariç kısmı çok gereksiz oldu ve biraz sulu algılanabilir diye sileyim dedim ama vazgeçip bu cümleleri kurmaya başladım.

Sanırım bu kadar saçmalamanın başlıca sebebi saatin ilerlemiş oluşu 2 buçuk zihnimi bulandırmaya yetecek bir saat değil aslında ama bu sefer böyle oldu nedense, yeni film izledim ondan zihnim biraz uyuşuk bedenim de biraz mayışık sanırım. Benjamin Button'ı izledim merak eden varsa ne izlediğimi. Şu anda da Opeth dinliyorum the lotus eater. 05.48de bana garip hissettiren bir yer vardı ondan bahsedeyim diye düşünüyodum ama sonra yazmaya tam başlarken -yani şu düşündüğümü otomatik yazma olayınca uyarıların elime iletilmesi için geçen sürede- fark ettim ki bunu zaten bugün anlatmıştım birine, önceden planlanmış gibi olurdu.

İyiden iyiye zorlanmaya başladım spontane yazma olayında, anında aklıma gelen şeylerin sayısı azaldıkça zihnim giderek kurgu yapma eğilimi gösteriyor. Ama bu seferki yazının temeline ters kurgu -bunu yeteri kadar belirttim tekrar söylemem hiç de gerekli değildi aslında- sanırım farkında olmadan lafı uzatıp dolandırmaya başladım en iyisi durmak artık. Boktan da olsa kendi çapımda bir şey denedim, bozmaya gerek yok...

Neyse, bitti işte. Umarım beğenirsiniz demiyorum, beğenilecek çok bi tarafı yok çünkü, gerçi varsa da farkında değilim çünkü ilk 2-3 paragraf nelerden bahsettim şu anda hiç bi fikrim yok. Bu gerçekten garip işte, düşünmeden yazmak dolayısıyla anında "unutmak"...

Yayınlıyorum.

Comments (0)